Hoşgeldiniz!  / Kayıt ol
Bizden Birisi GİRAY ERCENK-- Melahat Aral Aktan Sergisi-- Edip Cansever'i Anıyoruz-- Kamile Yılmaz / Mor Cepkenli Kadın-- Şiirsel Söyleşi / Ali Feridun Karaçetin-- Mustafa Ceylan Yazdı / Halil Erdem ve Göl Hikayeleri-- Gazanfer Eryüksel / Günce Notları-- Nazmi Öner Yazdı / Eğitim, Bilim ve Toplum-- Nadire Sönmez / "Kafiye" Kitap Tanıtımı-- 26 Mayıs 2018 Saat 16:00 da Hasan Göztepe'nin "KEŞKE" isimli kitabının söyleşisi ve imza günü Ansan Galeri'de....Ve sayfalarımızda fotoğraflar, makaleler, sanatsal çalışmalar-Antalya'da Sanatın Amiral Gemisi ANSANSANAT da Sizlerle...HAZİRAN 2018 ANSAN DERGİSİ çıktı...Üyelerimiz Dergilerini Derneğimizden alabilirler......Dergimizde bulunan yazılar : Nuri Erkal / Aydan Yalçın'ın Gül Makası---Servet Yıldırım Koçlalıer / Mitoloji Dünyası....Gazanfer Eryüksel / Kıssadan Hisse---Sevim Akdeniz / Biletler---Hasan Göktepe /Anadolu Uygarlıktır.....Kamile Yılmaz /Annemin Cebi---Şadan Gökovalı / Balıkçıdan Öğrendiğim Birşey Var---Ersin Kesici / Ne Okuyalım...Naim Tuncalı / Antalya'nın Gururu Cahit Külebi.... Ve 56 sayfada Sanat-Edebiyat Sizlerle....İnternet Sitemize ve Dergimize ürünlerinizi bekliyoruz...
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı/E-Posta:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 7
» Son Üye: Sedat Cantürk
» Toplam Konular: 354
» Toplam Yorumlar: 355

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 21 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 21 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Gülhan Yavuz ÇAKICI'dan
Forum: Tanıtımlar-Yayınlar
Son Yorum: admin
06-22-2018, 07:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,860
Sedat CANTÜRK /Nazım Hükm...
Forum: Galeri
Son Yorum: admin
06-22-2018, 07:12 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 529
BEN DE BEN / Zekeriya EKİ...
Forum: Söyleşi-Fikir Yazısı
Son Yorum: admin
06-22-2018, 07:00 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 427
BAHAR GÖZLÜM /Bayram Kızı...
Forum: Tanıtımlar-Yayınlar
Son Yorum: admin
06-22-2018, 06:57 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 736
Kaleiçi’nde akşam faslı
Forum: GazanferERYÜKSEL
Son Yorum: admin
06-22-2018, 06:54 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 9,195
Sibel Karakız'dan BABALAR...
Forum: Edebiyatçı Üyelerimizden
Son Yorum: admin
06-20-2018, 08:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 309
MESLEKTAŞI OLMAYAN SANATÇ...
Forum: Sanat Haberleri
Son Yorum: admin
06-20-2018, 08:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 330
Zekeriya EKİNCİ Eserlerin...
Forum: Sanat Haberleri
Son Yorum: admin
06-20-2018, 08:15 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 257
Necati Güngör'den
Forum: GazanferERYÜKSEL
Son Yorum: admin
06-20-2018, 08:10 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4,963
Oktay Akbal'dan
Forum: GazanferERYÜKSEL
Son Yorum: admin
06-20-2018, 08:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 264

 
  Gülhan Yavuz ÇAKICI'dan
Yazar: admin - 06-22-2018, 07:14 PM - Forum: Tanıtımlar-Yayınlar - Yorum Yok

<img src="http://666kb.com/i/duldt55dr8laf34ga.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

İyi akşamlar... An itibariyle biter

Bu konuyu yazdır

  Sedat CANTÜRK /Nazım Hükmet Etkinliğinden
Yazar: admin - 06-22-2018, 07:12 PM - Forum: Galeri - Yorum Yok

Bugün Ansan'(Antalya Sanatçılar Derneği) da NAZIM HİKMET vardı..

<img src="http://666kb.com/i/duldoyi45n2m230p6.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldpi8jlav2xtd1m.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldpxsblrlj9g4lm.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldqb00dj4vvjozu.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldqw44ozfeyocp6.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldrc9ph8j1mvwi2.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>
<img src="http://666kb.com/i/duldrtacas0001xl6.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

Bu konuyu yazdır

  BEN DE BEN / Zekeriya EKİNCİ
Yazar: admin - 06-22-2018, 07:00 PM - Forum: Söyleşi-Fikir Yazısı - Yorum Yok

BEN DE BEN

Zekeriya EKİNCİ

<img src="http://666kb.com/i/duldhvm1lk1hedidm.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

Akademik dil kullanımı, erbabı olmayanı sıkar. Hele bilinçaltı soyut olgular da yansıtılınca bu dile, sıkılma kaçınılmaz olur. Edebî dilde, akademik olmasının ötesinde, sanatçı, hangi dilde yazıyorsa o dili yeniden icat etmekle yükümlüdür zaten.
Bilinçaltıyla bütünleşmeyen ve yeniden yaratılmayan bir dil, edebî dil sayılmaz. Bastırılmış duyguların ya da hayal edilmesi zor tasarımların yeni bir dille aktarımını sağlamak coşku verir insana. Bu coşkunluktan uzak kalmak, sanat adamı için, kendi sürgününü affa uğratmaktır. Oysa her sürgünün yeni bir yaratım süreci olduğu bilmezden gelinmemelidir.
Herkes Tanrı’yı kendi diliyle görür, herkes kendi diliyle ağlar, herkes kendi diliyle ölür…

Herkes kendi diliyle “ben” sahibi olur, herkes kendi diliyle “öteki”leşir. Herkes kendi dili aracılığıyla “ben”i “ben”le, “ben”i “öteki”yle, “öteki”yi “ben”le, “öteki”yi “öteki”yle buluşturur. Zaten bu ikilemelerin birbiri içinde eriyip tek olması beşeri ya da ilahi aşkın ta kendisi değil midir?

Birbiri içinde erimeyi bırakır ve “ben de ben” hem de “ben de ben” dersek, sudaki görüntümüz en ufak bir kıpırtıyla dağılır, kaybolup gider

İnsan fizyolojisinde var olan ego, içteki “ben”i yarattı. İlgi ve sevgide kendini biricik olarak gören “ben”, aksi yönden bir olguyla kendini “narsizm”in kollarına attığı unutulmamalıdır.

Narsizm Tanrı’nın cisimleştiği dinin çağdaşıdır, sözünü yabana atmamak gerekir. Bir bakıma din narsizmi doğurdu. Platoncu anlayışla Tanrı’nın zahiri görüntüsü içine alınan insan, birdenbire ilahi bir güce erişti.

Denebilir ki narsist insan kendi görüntüsünden başka kimseyi sevmeyen, kimseyi beğenmeyen insandır. Çünkü o görüntüsündeki “ben” Tanrı’nın ta kendisidir. Zaman akışı içinde “ben” başka bir “ben”le karşılaşabilir. Bu karşılaşmada iki “ben”in eriyip tek “ben”de birleşimi gerçekleşebilir. Erime aşkta pişip olgunlaşma zamanı, tek “ben”de birleşme ise aşka ulaşma anıdır. Suda flu bir gölge olan bu “ben” ilahi aşk ötesi beşeri bir aşk olarak da gerçekleşebilir ya da “öteki”nin “ben”le birleşimi olgusuna da dönüşebilir.

Aşk, bir “ben” ya da “öteki”nin bir “ben” ya da “öteki”yi tam anlamıyla kabullenmesi demektir.

Gerçi “ben” “öteki”yi yaratır. Kişinin “ben”inin içinde yaşadığı toplumun “ben”inden doğduğunu söylemek öncelikle bilinmesi gerekli olan bir olgudur. Hangi toplumda öncelikli kültürel gelişim gerçekleşmişse o toplumda diğer toplumlardan üstün olma “ben”i çıkar ortaya. Üstün “ben”lik sadece bilime yönelik kültürel ilerlemeden doğmaz. Mistik inançların bir topluma yönelik doğuşunu muştulayan dinlerin de “ben”i öncelikli bir olgu olarak kabul görülmesi gereken bir gerçekliktir.

O halde ne “ben de ben” hem de ne “ben de ben”!...

Bu konuyu yazdır

  BAHAR GÖZLÜM /Bayram Kızılhan
Yazar: admin - 06-22-2018, 06:57 PM - Forum: Tanıtımlar-Yayınlar - Yorum Yok

BAHAR GÖZLÜM



Bahar gözlüm demiştin bana,
Yıllar geçti,
Ta...ki; çok yıllar.
Bakıyorum da şimdi,
Aynaya...
Bahar kalakalmış gözlerimde.
Karlar yağmış saçlarıma,
Yaz sıcakları, ateş gibi,
Geçip gitmiş yüreğimden...
Yağmurlar yağmış deli gönlüme,
Fırtınalı, tufanlı sevdalar yaşamışım.
Yani kısacası,
Kara kış artık benimle,
Her şeyiyle.
Ve bahar kalakalmış
Gözlerimde,
Sen; "Bahar gözlüm."
Dedin diye....


Bayram KIZILHAN.
Antalya.

Bu konuyu yazdır

  Kaleiçi’nde akşam faslı
Yazar: admin - 06-22-2018, 06:54 PM - Forum: GazanferERYÜKSEL - Yorum Yok

 Kaleiçi’nde akşam faslı


Granit grisiyle ah
Bi® sokak Kaleiçi’nde
Dem tutan zamana
Hüznüyle
Aşkefza evlerin…
 
Akşam faslındaydık
Güneşin
Ut, kanun, klarnetin
Soru-cevap
Taksiminde…
 
Mehtaptı
Denize ebrular çizen
O Nihavent şarkı ki ah
Bin gül çıkaran sevdalı
Kalbindeki külden… (*)
 
Begonviller şehrindeydik
Hanımeli, ıhlamur
Yasemin kokularının
Seviştiği bahçelerde…
 
Unutmanın hüznüydü
Burkan yüreğini
Portakal çiçeği kokusunun…
 

(*)Bin gül çıkarırdım sana kalbimdeki külden
Bir gün beni ansaydın eğer sen de gönülden
Bülbül gibi yanmazdı gönül sevdiği gülden
Bir gün beni ansaydın eğer sen de gönülden
Yaşar Nabi Nayır, Beste: Lemi Atlı
Nihavent şarkı


Gazanfer Eryüksel

Bu konuyu yazdır

  Sibel Karakız'dan BABALAR GÜNÜNE şiir
Yazar: admin - 06-20-2018, 08:22 PM - Forum: Edebiyatçı Üyelerimizden - Yorum Yok

TÜM BABALARA SEVGİLERİMLE



Baba deyince aklıma;
Yuvasına ekmek getirmek için çırpınan,
Çalışmaktan kaçmayan,
Emektar erkekler gelir...

Baba deyince aklıma;
Yuvasına jandarmalık yapan,
Kırık dökük eşyalarla birlikte,
Kalplerin tamircisi gelir...

Baba deyince aklıma;
Sabah yüzünden hüzünle çıkıp,
Akşam omzunda çileyle dönen,
Başköşeyi hakederler gelir...

Baba deyince aklıma;
Evinin orta direği,
Gecenin ay ışığı,
Yolların rehbericisi gelir...

Baba deyince aklıma;
Bir kızın güvence odağı,
Bir oğlanın güç kaynağı,
Evlatların ilahi sevgisi gelir....

Baba deyince aklıma;
Özlemlerim, rüyalarım,
Bitmeyen sitemim,
Dinmeyen hasretim gelir...


Sibel Karakız


<img src="http://666kb.com/i/dujek50uke763x1v4.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

Bu konuyu yazdır

  MESLEKTAŞI OLMAYAN SANATÇI
Yazar: admin - 06-20-2018, 08:18 PM - Forum: Sanat Haberleri - Yorum Yok

http://blog.milliyet.com.tr/dunyada-bask...gNo=589195
(TIKLAYINIZ)

Bu konuyu yazdır

  Zekeriya EKİNCİ Eserlerinden
Yazar: admin - 06-20-2018, 08:15 PM - Forum: Sanat Haberleri - Yorum Yok

<img src="http://666kb.com/i/dujedhdq5pjwhdfw0.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

Bu konuyu yazdır

  Necati Güngör'den
Yazar: admin - 06-20-2018, 08:10 PM - Forum: GazanferERYÜKSEL - Yorum Yok

YARAMAZLIKLARI YÜZÜNDEN BÜTÜN ÇOCUKLUĞU DAYAK YEMEKLE GEÇMİŞTİ

Necati Güngör


Bebeklerin ishal salgınından öldüğü 1926 yılında, Aksaray'da dünyaya gözlerini açtı. Altı çocuklu ailenin beşincisiydi. Öleceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Aksaray'ın tek eczacısı olan babası gözünü karartıp aşırı dozda ilaç verdi oğluna. Kendi çocuğunu bu yolla kurtarınca, ilçenin öteki çocuklarını da ölümün pençesinden alıverdi!
Babasının yaşama bağladığı çocuk, yaramazlıklarıyla adamcağızı canından bezdirecekti!... 


Aklı fikri "şeytanlığa" çalışıyordu boyuna. 


Örneğin iki katlı kerpiç evlerinin nasıl yanacağını merak edip ateşe veriyordu! 


Bir başka gün, eczane çalışanlarının yemeğine vazelin yağı katıyordu! 


Ak saçlı eczacı kalfasının başına, uyuduğu sırada, mavi boyalı ilaç boca ediyordu... 


Babasının, saygın konuklarına ikram ettiği konyak şişesinin içine keskin müshil ilacı koyuyordu... 


Yine en etkili müshil ilacı olan İngiliz tuzunu havanda dövüp tuzluklara dolduruyordu...

 
Tabii yaptığı her yaramazlık beraberinde, öfkeli babasının dayağını getiriyordu!



Dayak yiye yiye büyüdü. Güzel Sanatlar Akademisi'ne öğrenci oldu. 1953 yılında Akademinin Resim Bölümünü bitirdi. Gazeteciliğe başladı. Anadolu insanının dertlerini kendine dert edindi. Edebi tadı olan birbirinden güzel sayısız röportaja imza attı. Dolaştığı yerlerden getirdiği çarpıcı fotoğraflarla iz bırakan sergiler açtı. 

Emekli oluncaya kadar kitaplar dolusunca yazılar yazdı. 

Aksaraylı o yaramaz çocuk, yetişkin çağında Babıali'nin yürekli kalemi sıfatıyla basın tarihindeki yerini aldı. 

Emekli olduktan sonra kendini tümüyle resim yapmaya adadı.

Kimden söz ettiğimi elbette bildiniz: Fikret Otyam.

(Önceleri, ailenin soyadı Otyam değil, Artur'du. General McArtur'u andırıyor diye babası soyadını değiştirmek istemişti. Bu nedenle, dönemin Sağlık Bakanı Refik Saydam, ona "Otyam" soyadını verdi. Otlardan ilaç yapan anlamına geliyordu.)

<img src="http://666kb.com/i/dujea5mt4rzm3pods.jpg" title="hosted by 666kb.com"/>

Bu konuyu yazdır

  Oktay Akbal'dan
Yazar: admin - 06-20-2018, 08:08 PM - Forum: GazanferERYÜKSEL - Yorum Yok

“Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. O gün Beykoz’a kadar gitmiştik. Vapurumuz küçücük bir şeydi. Üçümüz kenar sıralarda oturmuştuk. Bütün Anadolu iskelelerine uğrayanını aramış, ona binmiştik. Üsküdar’dan Beykoz’a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti: ‘Şu iskeleyi anlatmak gerekse neresinden başlarsın?’ Anadoluhisarı İskelesi’nin yanında küçük bir kahve vardır. Onun önünde durmuştuk. ‘Haydi’ dedi, ‘mademki hikâyecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?’ Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda birtakım basma resimler... İran Şahı'nın Atatürk’le resmi falan. ‘Bu resimleri belirtirim’ dedim. Kızdı birden, ‘Ulan!’ dedi, ‘o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikâye o be!’ Gerçekten denize doğru bir küçük ihtiyar oturmuştu. Yalnız, sıkıntılı bir hali vardı. Vapuru da değil, denizi de değil, kahvenin önündeki o pis suları seyrediyordu. Sait, yol boyunca, hep o ihtiyardan söz açtı durdu...”

Oktay Akbal


[/url]35687104_10214150202606520_8353174000116...e=5BB58D6D
[url=https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10214150202526518&set=gm.1999946263351401&type=3&ifg=1]

Bu konuyu yazdır

Antalya

Antalya Sanatçılar Derneği
Fikret Otyam Sanat Parkı içi-Konyaaltı Caddesi-Muratpaşa / Antalya
Tel : 0242 248 00 08
Mail : ansansanat07@gmail.com

              Quick Links

              User Links