Hoşgeldiniz!  / Kayıt ol
Bizden Birisi GİRAY ERCENK-- Melahat Aral Aktan Sergisi-- Edip Cansever'i Anıyoruz-- Kamile Yılmaz / Mor Cepkenli Kadın-- Şiirsel Söyleşi / Ali Feridun Karaçetin-- Mustafa Ceylan Yazdı / Halil Erdem ve Göl Hikayeleri-- Gazanfer Eryüksel / Günce Notları-- Nazmi Öner Yazdı / Eğitim, Bilim ve Toplum-- Nadire Sönmez / "Kafiye" Kitap Tanıtımı-- 26 Mayıs 2018 Saat 16:00 da Hasan Göztepe'nin "KEŞKE" isimli kitabının söyleşisi ve imza günü Ansan Galeri'de....Ve sayfalarımızda fotoğraflar, makaleler, sanatsal çalışmalar-Antalya'da Sanatın Amiral Gemisi ANSANSANAT da Sizlerle...HAZİRAN 2018 ANSAN DERGİSİ çıktı...Üyelerimiz Dergilerini Derneğimizden alabilirler......Dergimizde bulunan yazılar : Nuri Erkal / Aydan Yalçın'ın Gül Makası---Servet Yıldırım Koçlalıer / Mitoloji Dünyası....Gazanfer Eryüksel / Kıssadan Hisse---Sevim Akdeniz / Biletler---Hasan Göktepe /Anadolu Uygarlıktır.....Kamile Yılmaz /Annemin Cebi---Şadan Gökovalı / Balıkçıdan Öğrendiğim Birşey Var---Ersin Kesici / Ne Okuyalım...Naim Tuncalı / Antalya'nın Gururu Cahit Külebi.... Ve 56 sayfada Sanat-Edebiyat Sizlerle....İnternet Sitemize ve Dergimize ürünlerinizi bekliyoruz...
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3/5 - 4 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Necati Güngör'den
#1
YARAMAZLIKLARI YÜZÜNDEN BÜTÜN ÇOCUKLUĞU DAYAK YEMEKLE GEÇMİŞTİ

Necati Güngör


Bebeklerin ishal salgınından öldüğü 1926 yılında, Aksaray'da dünyaya gözlerini açtı. Altı çocuklu ailenin beşincisiydi. Öleceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Aksaray'ın tek eczacısı olan babası gözünü karartıp aşırı dozda ilaç verdi oğluna. Kendi çocuğunu bu yolla kurtarınca, ilçenin öteki çocuklarını da ölümün pençesinden alıverdi!
Babasının yaşama bağladığı çocuk, yaramazlıklarıyla adamcağızı canından bezdirecekti!... 


Aklı fikri "şeytanlığa" çalışıyordu boyuna. 


Örneğin iki katlı kerpiç evlerinin nasıl yanacağını merak edip ateşe veriyordu! 


Bir başka gün, eczane çalışanlarının yemeğine vazelin yağı katıyordu! 


Ak saçlı eczacı kalfasının başına, uyuduğu sırada, mavi boyalı ilaç boca ediyordu... 


Babasının, saygın konuklarına ikram ettiği konyak şişesinin içine keskin müshil ilacı koyuyordu... 


Yine en etkili müshil ilacı olan İngiliz tuzunu havanda dövüp tuzluklara dolduruyordu...

 
Tabii yaptığı her yaramazlık beraberinde, öfkeli babasının dayağını getiriyordu!



Dayak yiye yiye büyüdü. Güzel Sanatlar Akademisi'ne öğrenci oldu. 1953 yılında Akademinin Resim Bölümünü bitirdi. Gazeteciliğe başladı. Anadolu insanının dertlerini kendine dert edindi. Edebi tadı olan birbirinden güzel sayısız röportaja imza attı. Dolaştığı yerlerden getirdiği çarpıcı fotoğraflarla iz bırakan sergiler açtı. 

Emekli oluncaya kadar kitaplar dolusunca yazılar yazdı. 

Aksaraylı o yaramaz çocuk, yetişkin çağında Babıali'nin yürekli kalemi sıfatıyla basın tarihindeki yerini aldı. 

Emekli olduktan sonra kendini tümüyle resim yapmaya adadı.

Kimden söz ettiğimi elbette bildiniz: Fikret Otyam.

(Önceleri, ailenin soyadı Otyam değil, Artur'du. General McArtur'u andırıyor diye babası soyadını değiştirmek istemişti. Bu nedenle, dönemin Sağlık Bakanı Refik Saydam, ona "Otyam" soyadını verdi. Otlardan ilaç yapan anlamına geliyordu.)

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Antalya

Antalya Sanatçılar Derneği
Fikret Otyam Sanat Parkı içi-Konyaaltı Caddesi-Muratpaşa / Antalya
Tel : 0242 248 00 08
Mail : ansansanat07@gmail.com

              Quick Links

              User Links