Hoşgeldiniz!  / Kayıt ol
Bizden Birisi GİRAY ERCENK-- Melahat Aral Aktan Sergisi-- Edip Cansever'i Anıyoruz-- Kamile Yılmaz / Mor Cepkenli Kadın-- Şiirsel Söyleşi / Ali Feridun Karaçetin-- Mustafa Ceylan Yazdı / Halil Erdem ve Göl Hikayeleri-- Gazanfer Eryüksel / Günce Notları-- Nazmi Öner Yazdı / Eğitim, Bilim ve Toplum-- Nadire Sönmez / "Kafiye" Kitap Tanıtımı-- 26 Mayıs 2018 Saat 16:00 da Hasan Göztepe'nin "KEŞKE" isimli kitabının söyleşisi ve imza günü Ansan Galeri'de....Ve sayfalarımızda fotoğraflar, makaleler, sanatsal çalışmalar-Antalya'da Sanatın Amiral Gemisi ANSANSANAT da Sizlerle...HAZİRAN 2018 ANSAN DERGİSİ çıktı...Üyelerimiz Dergilerini Derneğimizden alabilirler......Dergimizde bulunan yazılar : Nuri Erkal / Aydan Yalçın'ın Gül Makası---Servet Yıldırım Koçlalıer / Mitoloji Dünyası....Gazanfer Eryüksel / Kıssadan Hisse---Sevim Akdeniz / Biletler---Hasan Göktepe /Anadolu Uygarlıktır.....Kamile Yılmaz /Annemin Cebi---Şadan Gökovalı / Balıkçıdan Öğrendiğim Birşey Var---Ersin Kesici / Ne Okuyalım...Naim Tuncalı / Antalya'nın Gururu Cahit Külebi.... Ve 56 sayfada Sanat-Edebiyat Sizlerle....İnternet Sitemize ve Dergimize ürünlerinizi bekliyoruz...
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.2/5 - 5 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
FELSEFEYİ ÖĞRENMEK
#1
13 Haziran, 18:05

FELSEFEYİ ÖĞRENMEK ÜZERİNE
İSMAİL AKAR


Pek çok insan felsefeyi öğrenmek için kendine zaman ayırmıyor. Çünkü “felsefe” sözcüğü bu insanlar için güven uyandırmıyor. Bazılarına göre, felsefe zararlı bir şeydir, boş şeydir, hatta karanlık bir şeydir. Felsefeyle uğraşmak akıl kârı değildir. 
*
Kumar ya da alkol gibi zararlı bir alışkanlığa kendini kaptırmış ve bundan kurtaramayan bir insandaki hastalık gibi, felsefeyle uğraşan insanlar da buna benzer hastalıklı durumdadırlar. Ayağı yere basmaz onların. Hayalperesttirler. Dünya gerçeklerinden kopuk birer zavallıdırlar. 
*
Flsefe ve onunla uğraşanlar hakkında böylesine uç noktada önyargısı bulunanlar için söylenebilecek tek şey onların birer zavallı olduklarıdır. Albert Einstein’ın, “Öyle hazin bir çağda yaşıyoruz ki, bir önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan bile zor.” sözünün doğruluğuna inanıyorsak eğer, bu insanları felsefeyi öğrenmeye davet etmek ya da bunun için çaba harcamak boşa kürek çekmektir yalnızca.
*
Asıl rahatsız edici olan, felsefeyi öğrenmenin gerekli olduğunu düşünüp de felsefe öğreniminin özel bilgileri gerektiren, güçlüklerle dolu bir şey olduğu düşüncesinden ötürü öğrenmekten kaçınan insanların bu olumsuz tutumlarıdır. 
*
Böyle bir tutum içinde olmalarının nedeni üzerinde epey düşünmek gerekiyor. Bundan çıkarılabilecek sonuç da olsa olsa, felsefe üzerine yazılmış kitapların onları felsefeyi öğrenmekten yıldıracak biçimde kafa karıştırıcı biçimde kaleme alınmış olmaları olabilir.
*
Genel olarak öğrenmenin, özellikle de felsefe öğrenmenin bir takım güçlükleri olduğu yadsınamaz; ancak bu güçlükler yenilemez değildir. Bütün iş, öğrenmedeki kararlılığımızda bitiyor. Sıkıntı da işte burada! Bu kararlılık niçin gösterilmiyor? Felsefe öğrenmenin anlam ve önemini, yani insan ve toplum yaşamına sunacağı büyük katkıyı tam olarak özümsenemeyişini bunun asıl nedeni olarak görüyorum.
*
Felsefeyi öğrenmenin anlam ve önemini kavramak, öncelikle felsefenin insanı karanlık bir mahzenin dibine götüren zararlı bir şey olduğu gibi bir yanlış fikirden kurtulmayı gerektiriyor. 
*
Felsefeye böyle bir ön yargıyla bakan insanların anlamaları gereken nokta, insana zarar veren bir felsefe var olmakla birlikte, aydınlıkçı ve iyilikçi bir felsefenin de var olduğudur. Dolayısıyla ne felsefe, ne de felsefeyi öğrenme çabası içinde olmak alaya alınacak, kınanacak, garip karşılanacak ya da küçümsenecek şeydir. Bütün iş, aydınlıkçı ve iyilikçi felsefeyi tanımakta bitiyor.
*
Söz konusu olan bu aydınlıkçı felsefe mahiyeti (içeriği) itibariyle emeğin süreçlerinden gelir, doğa ve toplum olaylarını bilimsel zeminde inceler, doğanın güçlerini insanın hizmetine koyar, doğayı ve toplumu insana doğru tanıtır, bu tanıtmayla da insanın yaşam karşısında belirli bir tavır takınmasına yardımcı olur. Onun içindir ki, bu felsefeyi tanımak başlı başına mevcut felsefeler arasından seçim yapma işidir. Bu da felsefenin temelde birbirine karşı olan iki anlayışı içerdiği noktasına vardırıyor bizi: Dünyanın bilimsel olan ve bilimsel olmayan anlayışı. Demek ki, bu iki anlayış bize felsefenin içerik ve nitelik bakımından bilimsel olan ve bilimsel olmayan olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtiyor. 
*
İçinde yaşadığımız dünyayı ve toplumu çeşitli bilimler yoluyla tanıyoruz. Bilim, tüm evreni, dünyayı ve toplumu insan pratiğiyle (eylemleriyle) test edip doğrulanmış kavramlar, kategoriler ve yasalarla açıklar. Bilimsel felsefe de öyle. 
*
Burada akla şu iki soru gelebilir: “Bilim ile felsefe” arasındaki belirgin fark nedir? “Bilimsel felsefe” deyince, bilimi felsefeyle bir tutmuş olmuyor muyuz? Bilimsel felsefe gerçekten de bilimlerden ayrılmaz; onlardan ayırt edilir yalnızca. Her bir bilim (fizik, kimya, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve diğerleri) gerçeğin, yani bilincimizin dışında var olan ve varlığı yadsınamayan her şeyin tamamen belirli bir kesimine özgü yasaları incelemekle yetinir. Bilimsel felsefe ise, karşıtların çatışması ve aşılmasıyla durmaksızın devinen ve gelişen evrenin en genel yasalarını, cisimler dünyasından canlı doğaya, topluma ve düşünceye kadar nesnel gerçeğin bütün görünümleri için ortak olan yasaları inceler. 
*
Bilimler, bize evrenin, dünyanın, toplumun maddi birer gerçek olduğunu, bizim de bu gerçeğe yabancı olamayacağımızı, bu gerçeği tanıyıp değiştirebileceğimizi öğretirler. Bilimsel felsefenin yaptığı ise, insana, hiçbir şey katmadan, nesnel gerçekliği (evren, fizik doğa, canlı doğa, toplum ve daha ne varsa) yalın biçimde genel olarak kavratmaktır ki, onu öğrenmekten kaçınamayız. 
*
Bilimsel felsefeyi öğrenip gerçeği, yani doğayı, toplumu tanıdığımızda ne olacak? Doğayı toplumu, özünde yaşamı el birliğiyle insanca değiştirebilecek güce kavuşacağız. İnsanca bir dünya yaratmak başlı başına yöntem işidir. Bu yöntemi iyi kavramalı. Doğanın ve toplumun gelişmesini yöneten genel yasalar bilinmedikçe mutlu bir dünya yaratmanın yol ve yordamı iyi kavranamayacak, bu uğurda harcanan çabalar boşa gidecektir. 
*
Yepyeni bir dünya yaratma çabası içinde öyle ya da böyle bir katkımız olsun istiyorsak, mutlaka doğayı ve toplumu bilimsel yolla tanıtan felsefeyi öğrenmeliyiz. Aksi halde baskı, zulüm, sömürü, savaş, yıkım, yoksulluk, açlık, hastalık gibi insanlığın kaderi (yazgısı) sanılan bu acılara ve akla gelebilecek her türlü insanlık dışı durumlara, uygulamalara son vermek mümkün olmayacaktır.
*
Bilimsel felsefeyi öğrenmenin yanında bilimsel olmayan felsefeyi de öğrenmeliyiz. Elbette önceliğimiz bilimsel felsefenin derinlemesine incelenmesi olacak. Bilimsel olmayan felsefenin bilimsel felsefeden farkını, karanlık ve zararlıysa, bunun nedenini bilmek bir sonraki işimiz olacak. 
*
Bunu yaptığımızda dünyayı ve toplumu tanımakla kalmayacak, yaşam karşısında onu değiştirecek tavrı takınabilecek bilgeliğe ve güce kavuşabileceğiz.
*
Böylece, bu önemli sorun üzerinde karar verme durumuna geliyoruz. Doğayı ve toplumu bilimsel olarak tanımadaki yetersizliğimizi gidermeliyiz. 
*
Her türlü ön yargıdan, kişisel kanılarımızdan uzakta bilimsel felsefeyi öğrenmenin gayreti içinde olmalıyız. Hayata bakışımızda yanılgıya düşmemek için düşüncelerimizi bilimsel felsefenin yasaları ve kategorileriyle sınamaya mecburuz. 
*
İşte bu zorunluluk bizi doğayı ve toplumu bilimsel yolla açıklayan felsefeyi öğrenmenin gerekli olduğundan öte, bir zorunluluk olduğu noktasına vardırıyor.


Antalya, 21 Aralık 2017
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Antalya

Antalya Sanatçılar Derneği
Fikret Otyam Sanat Parkı içi-Konyaaltı Caddesi-Muratpaşa / Antalya
Tel : 0242 248 00 08
Mail : ansansanat07@gmail.com

              Quick Links

              User Links